Yılmaz Güney, And Film ve Kemal Film şirketlerinin bölge temsilciliklerinde film dağıtıcılığı yaptı. Sanatçının edebiyata ilgisi sinemaya yönelmesinde en önemli ...
Yapım, Antalya Altın Portakal Film Festivali'nden "En İyi Erkek Oyuncu" ve Grenoble Film Festivali'nden ise "Seçici Kurul Özel Ödülü"nü kazandı. Yılmaz Güney, 1959'da senaryosunu kendisinin kaleme aldığı, Atıf Yılmaz'ın yönettiği "Bu Vatanın Çocukları" ve "Alageyik" filmleriyle ilk kez profesyonel anlamda oyunculuk yaptı. Yılmaz Güney'in cezaevindeyken senaryosunu kaleme aldığı "Sürü" filmi, yönetmen Zeki Ökten tarafından beyaz perdeye aktarıldı. Vatani görevini 1968-1970'te tamamlayan Güney, 1970 yapımı "Umut" filminde, senarist, yönetmen, yapımcı ve başrol oyuncusu olarak yer aldı. "Boynu Bükük Öldüler" adlı romanıyla 1972'de Orhan Kemal Roman Ödülü'nü alan sanatçı, çocukluğunu anlattığı karaktere oğlunun adını verdi. Güney, 1972'de yeniden gözaltına alınarak, 10 yıl hapis ve sürgün cezasına çarptırıldı. Sinema tekniği, dili ve politik yönü ile Yılmaz Güney'in diğer filmlerinden ayrılan "Umut", daha sonra çekilecek siyasi filmlerin de öncüsü oldu. Umut, Adana Altın Koza Film Festivali'nden 6 ödülle dönerek, Türk sinema tarihinde bir dönüm noktası oldu. 1955'ten beri süren takibat ve mahkeme sonuçlanmıştı ve ben başlangıçta 7,5 yıl ağır hapis ve 2,5 yıl sürgün cezasına çarptırıldım. Yeniden görülen mahkeme sonucu cezam 1,5 yıl ağır hapis ve altı ay sürgün cezasına çevrildi. Sanatçı, Yaşar Kemal aracılığıyla Yeşilçam'ın usta yönetmenlerinden Atıf Yılmaz'la tanışarak, bir süre onun asistanlığını yaptı. Annem dindardı ve okuma yazma bilmezdi.
YILMAZ GÜNEY KİMDİR? Yılmaz Güney (1 Nisan 1937; Yenice, Yüreğir, Adana - 9 Eylül 1984, Paris), Türk sinema oyuncusu, yönetmen, senarist ve yazar. Babası ...
Yılmaz Güney nereli? Yılmaz Güney filmleri neler? Peki, Yılmaz Güney kimdir? Yılmaz Güney ne zaman öldü? Yılmaz Güney filmleri! Yılmaz Güney kimdir?
Eserleriyle yurt içinde ve dışında çok sayıda ödül alan, Türk sinemasının dünyaya açılmasında önemli bir yeri olan Güney, 114 filmde oyuncu, 26 filmde yönetmen, ...
Yapım, Antalya Altın Portakal Film Festivali'nden "En İyi Erkek Oyuncu" ve Grenoble Film Festivali'nden ise "Seçici Kurul Özel Ödülü"nü kazandı. Vatani görevini 1968-1970'te tamamlayan Güney, 1970 yapımı "Umut" filminde, senarist, yönetmen, yapımcı ve başrol oyuncusu olarak yer aldı. Yılmaz Güney'in cezaevindeyken senaryosunu kaleme aldığı "Sürü" filmi, yönetmen Zeki Ökten tarafından beyaz perdeye aktarıldı. Eserleriyle yurt içinde ve dışında çok sayıda ödül alan, Türk sinemasının dünyaya açılmasında önemli bir yeri olan Güney, 114 filmde oyuncu, 26 filmde yönetmen, 15 filmde yapımcı, 64 filmde senarist olarak yer aldı. Yılmaz Güney, 1959'da senaryosunu kendisinin kaleme aldığı, Atıf Yılmaz'ın yönettiği "Bu Vatanın Çocukları" ve "Alageyik" filmleriyle ilk kez profesyonel anlamda oyunculuk yaptı. Güney, 1972'de yeniden gözaltına alınarak, 10 yıl hapis ve sürgün cezasına çarptırıldı. "Boynu Bükük Öldüler" adlı romanıyla 1972'de Orhan Kemal Roman Ödülü'nü alan sanatçı, çocukluğunu anlattığı karaktere oğlunun adını verdi. Sinema tekniği, dili ve politik yönü ile Yılmaz Güney'in diğer filmlerinden ayrılan "Umut", daha sonra çekilecek siyasi filmlerin de öncüsü oldu. Türk sinemasında "Çirkin Kral" olarak anılan, oyuncu, yönetmen ve senarist Yılmaz Güney'in, vefatının üzerinden 38 yıl geçti. Umut, Adana Altın Koza Film Festivali'nden 6 ödülle dönerek, Türk sinema tarihinde bir dönüm noktası oldu. Filmlerinde haksızlığa uğrayan bir Anadolu çocuğunun isyanını işleyen Güney, Çirkin Kral olarak anılmaya başladı. 1955'ten beri süren takibat ve mahkeme sonuçlanmıştı ve ben başlangıçta 7,5 yıl ağır hapis ve 2,5 yıl sürgün cezasına çarptırıldım.
Sanatta yönetmenliğin yanı sıra senarist, oyuncu, yapımcı ve yazar olarak da önemli bir iz bırakan Güney, 9 Eylül 1984'te mide kanseri nedeniyle Fransa'nın ...
İki yıldan fazla cezaevinde kalan Yılmaz Güney, aynı yıl ‘Arkadaş’ filmini çekti. Bu dönemde yazdığı Zeki Ökten’in yönetmenliğini yaptığı ‘Sürü’ ve gerek yurt içinde gerekse de yurt dışında büyük ilgi gören ‘Yol’ çekildi. Güney, çocukluğunu Adana’da geçirdikten sonra üniversite öğrenimi için İstanbul’a geldi ve yönetmen Atıf Yılmaz ile tanıştı. Bu yıllardaki en dikkat çeken işi ise Ömer Lütfü Akad'ın yönettiği ve kendisinin yazdığı bir film olan Hudutların Kanunu'ydu. Yılmaz Güney’in devrimci kişiliği, sanatının ayrılmaz bir parçasıydı. Doğum adı Yılmaz Pütün olan Güney, 1 Nisan 1937’de Adana’da köylü bir ailenin 2 çocuğundan biri olarak dünyaya geldi.
İlk ve orta öğrenimini Adana'da tamamlayan sanatçı, harçlığını çıkarmak üzere, henüz 13 yaşındayken bisikletiyle sinemalara 16 milimetrelik film bobinleri ...
Yılmaz Güney'in cezaevindeyken senaryosunu kaleme aldığı "Sürü" filmi, yönetmen Zeki Ökten tarafından beyaz perdeye aktarıldı. Yapım, Antalya Altın Portakal Film Festivali'nden "En İyi Erkek Oyuncu" ve Grenoble Film Festivali'nden ise "Seçici Kurul Özel Ödülü"nü kazandı. Vatani görevini 1968-1970'te tamamlayan Güney, 1970 yapımı "Umut" filminde, senarist, yönetmen, yapımcı ve başrol oyuncusu olarak yer aldı. Güney, 1972'de yeniden gözaltına alınarak, 10 yıl hapis ve sürgün cezasına çarptırıldı. Sinema tekniği, dili ve politik yönü ile Yılmaz Güney'in diğer filmlerinden ayrılan "Umut", daha sonra çekilecek siyasi filmlerin de öncüsü oldu. "Boynu Bükük Öldüler" adlı romanıyla 1972'de Orhan Kemal Roman Ödülü'nü alan sanatçı, çocukluğunu anlattığı karaktere oğlunun adını verdi. Yılmaz Güney, 1959'da senaryosunu kendisinin kaleme aldığı, Atıf Yılmaz'ın yönettiği "Bu Vatanın Çocukları" ve "Alageyik" filmleriyle ilk kez profesyonel anlamda oyunculuk yaptı. Türk sinemasında "Çirkin Kral" olarak anılan, oyuncu, yönetmen ve senarist Yılmaz Güney'in, vefatının üzerinden 38 yıl geçti. Umut, Adana Altın Koza Film Festivali'nden 6 ödülle dönerek, Türk sinema tarihinde bir dönüm noktası oldu. Filmlerinde haksızlığa uğrayan bir Anadolu çocuğunun isyanını işleyen Güney, Çirkin Kral olarak anılmaya başladı. 1955'ten beri süren takibat ve mahkeme sonuçlanmıştı ve ben başlangıçta 7,5 yıl ağır hapis ve 2,5 yıl sürgün cezasına çarptırıldım. İlk ve orta öğrenimini Adana'da tamamlayan sanatçı, harçlığını çıkarmak üzere, henüz 13 yaşındayken bisikletiyle sinemalara 16 milimetrelik film bobinleri taşıdı, sırtındaki panoda, film afişlerini sergileyerek sinemaya ilk adımını attı.
Muhittin adında bir yatılı okul arkadaşımla sinemanın önünden geçmiştik. Dışarıda boy boy afişler asılıydı. Muhittin'le ben sekiz dokuz yaşlarında iki ...
Yılmaz Güney bir aşk adamıydı. Türkan Şoray, en büyük acısının Yılmaz ile bir film çekememiş olmasına yorar. Biz, yiğitlikleriyle destanlar yazmış bir halkız ve önümüzde duran bütün güçlükleri yenecek azme, kararlılığa ve koşullara sahibiz. Sonra bir burjuva kızına vuruldu. Bir aşkın olabilecek bütün sınanmışlıklarını yaşadılar. Onun öldürüldüğünü duyduğunda çok büyük bir acı hissedecekti. Perdede bir adam rastgele ateş ediyordu. Türk, Acem ve Arap devrimci demokratları, Kürt ulusunun kendi kaderini tayin hakkının en candan savunucuları olarak, bu kavganın bir parçasıdırlar ve ortak düşmana karşı savaşmaktadırlar. Bu sefer perdede bir adam espriler yapıyor, ardından düşmanına aman vermiyordu. Cevahir’e özel bir sevgisi vardı Güney’in. Birçok roman yazdı, 1971 yayınlanan Boynu Bükük Öldüler ile bir yıl sonra Orhan Kemal Roman ödülünü kazandı. Bir dahaki sinema macerama tedbirli başladım.
Güney Özkılınç Türkiye sinemasının ve Altın Koza Film Festivali'nin unutulmaz ismi Yılmaz Güney'i yazdı.
“Onüç”, “Yeni Ufuklar”, “Pazar Postası”, “Bir…” adlı bazı dergilerde öyküleri yayımlanan Yılmaz Güney, liseyi (Adana Erkek Lisesi) gecikmeli olarak 1956 yılında bitirmiştir. 1972 yılında ise “Baba” filmine verilen ödül geri alınır. Yılmaz Güney, Dar Film’e gitmeden önce Kuruköprü’deki Milli Piyango binası civarındaki Kemal Film’in Adana Şubesinde; Kerim Kaya, Enver Kibrit ve Şahin Koçak’la birlikte çalışır. O yıllarda “Yeni Ufuklar” dergisi sorumlularından Vedat Günyol’la mektuplaşan Güney, derginin Adana’da dağıtılması için de çaba harcamıştır. Yılmaz ve arkadaşlarının görevi pursantaj memurluğudur. Yani Adana içindeki köylere ve Adana dışındaki illere firma adına film götürmek.
Avukat Ali Fuat Bucak, 9 Eylül 1984 yılında hayatını kaybeden ünlü sinemacı ve yazar Yılmaz Güney'in ölüm yıl döneminde hayranları tarafından...
Yılmaz Güney’in diğer artistlerden ayıran halkçı tarafı ve sert yüz ifadesi olduğunu aktaran Ali Fuat Bucak, Yılmaz Güney’e verilen Çirkin Kral lakabıyla ilgili şu sözleri kullandı, “Çirkin Kral lakabı diğer sinema artistlerinden farklı bir yüz yapısına sahip olmasından geliyor. Yılmaz Güney’in sanatçı kişiliğinin yanından çok mütevazi, samimi bir yapıya sahip olduğunu aktaran Bucak “Yılmaz Güney çok mütevazı bir kişiliğe sahipti. Yılmaz Güney’in ciddiyet dolusu yüzünün arkasında sevgi dolu bir kalbinin olduğunu ve iyi bir baba olduğunu aktaran Bucak, “İyi bir babaydı. Diğer arkadaşlar aklıma gelmiyor, fakat Yılmaz Güney sanatçı kesimi tarafından da çok sevilir ve sayılırdı. Büyük bir adamdı Yılmaz Güney farklı yanlarıyla göze çarpıyordu” diye konuştu.YILMAZ GÜNEY ÇOK MÜTEVAZI BİRİYDİ Geçen gün Yılmaz Güney’in eşi Fatoş Güney Şanlıurfa’ya geldi. Fatoş biraz sitem etti Yılmaz Güney’in filmlerinin televizyonda çıkmadığı için. Yılmaz Güney’in filmlerinin televizyonda yayınlanmamasından baya şikâyetçiydi.LİSE YILLARINDA GÖRDÜM ÜNİVERSİTE YILLARINDA TANIDIM! Bucak, Yılmaz Güney’in ölüm yıl dönümü hakkında şunları söyledi: “Merhum Yılmaz Güney’in ölümü üzerine 38 yıl geçmiş ama hala bir çok kesim tarafından sevilen sayılan bir kişi. Adana’da büyüyen Yılmaz Güney üniversite okumak için gittiği İstanbul’da Atıf Yılmaz ile tanıştı. İyi bir sinemacı iyi bir yazar ve aynı zamanda iyi siyaset yapan biriydi. Yoksul bir ailenin çocuğu olan Yılmaz Güney ailesinin yaşadığı ekonomik sıkıntılardan dolayı Adana’ya taşındı.